11 Haziran mı bugün? Bugün 11 Haziran mı? Üzülsem mi ağlasam mı :( Yoksa sevinçten bağırsam m :)         *** Benim için önemli ve de ...

11 Haziran..

11 Haziran mı bugün?
Bugün 11 Haziran mı?
Üzülsem mi ağlasam mı :(
Yoksa sevinçten bağırsam m :)
        ***
Benim için önemli ve de pek değerli olduğunu düşündüğüm ama öyle olduğunu da düşünmekten bugün itibariyle vazgeçtiğim artık beklentiye girmediğim ve bu duygu halimle de büyüdüğümü farkettiğim bugün tam da haziranın onbirinde tarihte neler olmuş acaba dedim.. Neymis bu 11 haziranın büyüsü..
MÖ 1184 - Truva savaşı: Truva'nın yağmalanıp yakılması.
1509 - İngiltere kralı VIII. Henry ile Aragonlu Catherine evlendi.
1919 - Mustafa Kemal, kendisini İstanbul'a geri çağıran Vahdettin'e geri dönmeyeceğini bildirdi.
1929 - Türkiye-Romanya Ticaret ve Seyrüsefer Antlaşması imzalandı.
1940 - II. Dünya Savaşı.
1979 - Cumhuriyet tarihinin 5.devalüasyonu yapıldı; Türk lirasının 1 dolar karşılığı değeri 47 lira 10 kuruş oldu.
1981 - Bülent Ersoy'un sahneye çıkması yasaklandı.
2001 - 5 Aralık 1791 yılında 35 yaşındayken ölen dahi besteci Mozart'ın ölüm nedeni olarak Trişinoz hastalığı gösterildi.
2010 - 2010 FIFA Dünya Kupası.
2011 - Türkiye genel secim.
2013 - Taksimde saldırı gezi olayları.
2014-Berat Kandili.
2015- Koalisyon görüşmeleri.
2016-......
***
Dünyada tarih boyu bu kadar olay olurken, yıllar yılı 11 Haziran'da ne büyük olaylar, trajediler yaşanmışken Feraycım sen kalk bir de evlilik yıldönümü kutlamayı bekle.. Yoookkk daha neler :) Şaka mısın kızım truvayı, 2. dünya savaşını hatırla ve şükret :)
Hem sen Aragonlu Catherine mi sandın kendini 11 Haziran'da evlendin diye yüzyıllarca kutlamalar devam etmeyecekti dimi ama :)

Hadi sen şimdi güzelce uyu bakalım..

Unutma yıl dönümleri geçmişi tebessümle anmak için vardır ama aslolan şimdiki 'AN' dır..
vee mutluysan, huzurluysan en mühimi de şükredebiliyorsan işte o zaman gerisi teferruattır..

geceye sevgiler..

                                                             Bana bir masal anlat baba İçinde bütün oyunlarım Kurtla kuzu olsun şe...

Bana Bir Masal Anlat Baba


                                                             Bana bir masal anlat baba
İçinde bütün oyunlarım
Kurtla kuzu olsun şekerle bal

                                                             Baba bir masal anlat bana
İçinde denizle balıklar
Yağmurla kar olsun güneşle ay

                                                                 Anlatırken tut elimi
Uykuya dalıp gitsem bile
Bırakıp gitme sakın beni

                                                             Bana bir masal anlat baba
İçinde tüm sevdiklerim
İçinde İstanbul olsun

bu öyle bir şarkıdır ki benim için notaların içerisinde bir çocuğun masal dünyasını anlatır..

öyle masum bir şarkıdır ki bence dizelerinde bir çocuğun korkularını hatırlatır..

ve aslında öyle derin bir anlamı vardır ki bana göre bir çocuğun babasına olan saf aşkını mırıldanır..

şarkının başlarken ki melodisi mesela....Nasıl duru ve sakindir.. bana bir çocuğun ruhunu anımsatır..


              90'ların çocuğuysanız eğer "Süper Baba" dizisi ile büyümüşsünüzdür mutlaka..

              Oya Bora'nın o tiz ve yumuşak sesi kulaklarınıza çalınmıştır her hafta..

              ve Şevket Altuğ'nun şefkatli baba rolü dokunmuştur gönlünüze, ruhunuza..


                                                         ve siz de;


babanızın, elinizi sıkı sıkı tutup masal anlatmasını beklemişsinizdir..

belki de uyumuşsunuzdur o güçlü elin huzuruyla..

veya halaaaa bekliyorsunuzdur belki o eli uykuya dalacağınız her dakika..

kimbilir.......



Not: Baba olmaktan ziyade babalık yapabilen, her anında bunu yaşayabilen, ruhunun derinliklerinde bunu hisseden, en hassas anlarda güvenilen, yanından gittiği an özlenen ve evladı tarafından "iyiki benim babamsın" diye sevilen her erkek anne kadar kutsal ve kıymetlidir. Onları çok sevin :)

Adı: Defne Soyadı: Gökçe Tarih: 15.01.2014 Doğum: Normal Saat: 07:50 Gün: Çarşamba *** Varlığını öğrendiğimde 6 haftalı...

9 Ay Kadar Uzun Hikaye

Adı: Defne
Soyadı: Gökçe
Tarih: 15.01.2014
Doğum: Normal
Saat: 07:50
Gün: Çarşamba

***

Varlığını öğrendiğimde 6 haftalıktı.. sadece haftalık :)

Sürekli bir uyku hali.. canımın ne istediğini bilememeler, turşu ile çikolatayı aynı anda yemeğe çalışma girişimleri.. rutinin fazlaca dışında baş dönmesi ve sarsıntılar.. Ağlamaların artık anlamını kaybetmesi öyle ki haber bültenindeki ağaçta kalan ve itfaiye tarafından kurtarılan kediye dakikalarca hıçkırarak ağlayabilme becerisi.. hakana küsebilmenin onlarca sebebi.. işe gitmeyi çok istemeyle hiç istememe arasındaki hızlı geçişler.. sürekli arkadaşlarla görüşüp sanki çok yalnızmışım gibi hissetmeler..

Tam o sıralar büyükbabamı kaybetmiştim.. benim için öyle özel birini kaybetmenin vermiş olduğu duygusal dalgalanmalar sandık haftalarca.. 

bilememişim içimde aslında bir dalgalı denizin filizlendiğini :)

hamileliğimle birlikte kendimi keşfetmeye başladım.. ne çok sabırsızmışım meğer kendimi çok serinkanlı sanırdım oysaki.. çok sosyalim diye düşünürken içime kapanıverdim mesela.. kendimi tanımaya, içimdeki nefesle ömürlük bağımı oluşturmaya, tek bedende birlikte yaşamaya alışmaya adadım kendimi..

doktorumla hamileliğim öncesinde kurduğum güvenli ve samimi bağ hamileliğim cesaretli ve endişesiz geçmesine çok büyük destek sağlamıştı. 

1. Not: Eş seçiminden sonraki en önemli seçim doktor seçimidir bu hayatta :)

Hakan ve benim sevgi ile kendimizi hazır hissetiğimiz bir zamanda gelişen bir hamilelik olması ayrı bir güzellik ve şefkat katıyordu.. ve babamızın beni anlamasa da algılamaya çalışan, fiziksel bağ kuramasa da şarkılarla, minik dokunuşlarla aramızda olduğunu hissettiren desteği çok önemliydi..

2. Not: Anne adayının en tehlikeli hali bunu ben tek başıma yapmadım herhalde, kocaman karnımın, şişen ayaklarımın, dönen başımın sebebi sensin travması yaşaması ve baba adayının bu duruma asla ve asla bir anlam verememesidir :)

Bol bol nefes egzersizleri yapıyor, olumlamalar dinliyor, dualar ediyordum.. Nil-Gün "Sağlıklı Hamilelik ve Doğum" meditasyonu ile doğum anını simule etmek çok keyif veriyordu.. "Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler" kitabıyla hem kendimi hem içimdeki minik arkadaşımı takip ediyordum..

3. Not: Huzur ve sakinlik hamileliğin en temel ihtiyacıdır :)

Yediklerimi kontrol altında tutmuyordum, doktorumun cümlesi bana çok güzel bir öğüt olmuştu " hamileyken anne adayı ceviz yemedi diye gerizekalı doğan bir çocuk yok" kendimi birşey yemek zorunda yada yememek zorunda hissetmiyordum.. hasta değildim, sadece hamileydim bunu biliyordum..

4. Not: Hamilelik normal yaşamdan çok bağımsız bir süreç değil, kendini şartlamamak ve belki biraz da şımartmak gerek :)

Diş etim kanıyor diye, başım dönüyor diye, canım sıkılıyor diye. diye diye diye sürekli hastaneye, doktor kontrolüne gitmiyordum.. Sürekli internetten sorgulamalar yapmıyor, çevremdekileri sorularımla boğmuyordum.. Kendimi dinlemek ve bazı sancılı süreçleri yaşayıp bedenimdeki ve ruhumdaki değişimleri deneyimlemek inanılmaz heyecan veriyordu..

5. Not: Normal süreçlerin yaşandığı hamileliklerin muaynehanelerden, ilaçlardan ve ultrasonlardan (temel ihtiyaç dışında) uzak yaşanması heyecanı ve tecrübeyi arttırır :)

Yasal olan son 3 hafta kalana kadar çalıştım, hamileyken yaptığım toplantıların, seyahatlerin, sunumların bana kariyer anlamında ödül olduğunu bilmek için daha zamanım vardı ama içimdeki minik yol arkadaşımın daha dünyaya gelmeden o sesler ile büyüyor olması o deneyimi yaşaması ve bilinçaltına sağlıklı, keyifli bilgilerin kodlanması çok hoşuma gidiyordu..

6. Not: Zorunluluk halleri dışında! ufak ağrılı sancılı durumlar da dahi çalışmak kafa dağıtmak için, kendini dinlememek için, kendine yetebilmek için, verimli olabilmek için, üretkenlik için en güzel ilaçtır :)

Bir arkadaş tavsiyesi ile (doktoruna hayran olan ben şimdiki aklımla anlam veremediğim bir sebeple) doktorumu değiştirdim. Normal doğum istiyordum ve tabiki doğumun günü saati belli değildi  mesai saatlerinde doktorum kendisine en yakın hastanede doğumu gerçekleştirebilecekti ancak ben o hastanede doğum yapmak istemiyordum.. Maddi olarak bütçe dışına çıkan durumlar da vardı ama ciddi rakamlar değildi ve benim önceliğim kesinlikle doktorumdu. Ama nasıl oldu, neden olduysa ben bir şekilde istediğim hastanede farklı bir doktor ile hemde son ayımda devam ettim.. Çok güzel geçen hamilelik sürecimin belki de tek pişmanlığıdır :(

7. Not: Hamileliğin son zamanlarında zorunlu haller dışında! kesinlikle doktor değişimi yapılmamalıdır. Öncelik güvenli bağ kurulan doktordur ve doktor+hastane seçimleri şartlar uygunsa hamileliğin ilk zamanında belirlenmiş ve o konu akıl karıştırmayacak şekilde kapatılmış olmalıdır !

Evdeki iznim ödül gibi geldi, son günlerim kalmıştı ve aralık ayındaydık.. patiklerim, sıcacık polar eşofmanlarım, tarçınlı anne yapımı çaylarım sahleplerim kurabiyelerimle geçiriyordum günlerimi.. Son hazırlıklar, alışverişler de tamamlanıyordu neredeyse.. 15 Ocak saat 15:00 için muayne randevumu almıştım. Hakan doğu seyahatindeydi, 13 Ocak akşam sancım başlamıştı.. hem lavabodan çıkamıyordum hem sancıdan duramıyordum.. oturmaya çalışıyordum olmuyordu, uzanıyordum yok, yürümek biraz iyi geliyordu birde ılık duş.. Hastaneye gitmem için ısrar ediyordu herkes ama kararım kesindi gitmeyecektim..yarın Hakan gelecek ve çarşamba günü kontrole onunla gidecektim.. şuan doğuramazdım ya Hakan yokken olacak şey miydi benim doğuma gitmem.. Saçmalık! Birlikte yaşanması gereken en önemli, en hassas ve en ikimize özel anı tek başıma yaşayamazdım.. Gece boyu sancıdan ağladım kendi kendime, sürekli nefes çalışması yaptım ve doğum olacaksa da yarın hakan gelince olsun diye dua ettim.. sabaha karşı uyuyakalmışım.. ve neyseki uyurken doğurmamıştım :))

14 Ocak tüm gün sancılar devam etti gece ki kadar olmasa da.. akşam Hakan geldiğinde artık sancıdan dudaklarımın rengi değişmişti ama o yol yorgunuydu.. duşunu almalıydı, yemeğini yemeliydi, göndermesi gereken bir raporu vardı onu yapmalıydı sonra biz birlikte hastaneye gitmeliydik. Hakan kabul etmese de ısrarlarımla yaptı hepsini ve artık kalan son gücümle arabaya bindim.. Ne doğum çantası, ne başka bir şey yanıma almadan..

Doğum başlamış......

8. Not: Neyi riske attığınızı bilmeniz gerekir, öncelikleriniz ne olursa olsun.. Hamileyseniz önce siz ve bebeğiniz ! Sanırım uçaktaki kuralları unutmamak gerekli..

Saat 22:30 da kayıtlar yapıldı ve 2 cm açıklık, kontroller başladı.. Doktor yok!..Epidural verildi.. Yürüyüşler yapıyorum, Hakanla nefes çalışıyoruz, sancım artıyor.. Doktor yok!.. Kontroller devam, açılma artıyor.. Dayanamıyorum ve 2. epidural yapılıyor.. Doktor yok!..Tarih artık 15 Ocak olmuş.. gün ağarıyor.. ben artık tükendiğimi hissediyorum.. doğuma alıyorlar saat 06:30 da.. Hakan'la birlikte giriyoruz içeri.. 

9. Not: Doğumu eşinizle birlikte deneyimleyebilme fırsatınız varsa mutlaka elinizden tutsun, yanınızda olsun, nefesiniz olsun, yaşama tutunma gücünüz artsın..

..dizlerimin birbirine çarpması dışarıdan belli oluyor öyle titriyorum ki..Doktor gelmiş!.. Ebe bir yandan kaburgalarımdan bastırıyor.. kaburgalarım çatlıyor.. bir yandan NST kalp atışlarını dinliyorlar.. bir yandan bana oksijen maskesi takıyorlar ve sürekli bağırıyorlar "Daha fazla Ikınnn, bebeğin doğması sana bağlı, hadiii " Hakan elimi tutmuş, nefes aldırıyor bana sürekli ama onda da bir panik hissediyorum, bebeğin saçlarını gördük ıkın diyorlar.. Vakum makinesi geliyor, sebebini anlayamıyorum çok korkuyorum sadece ve vakum uyguluyorlar. Makine çalışmıyor! Benim gücüm tamamen bitiyor, NST den kalp sesi azalıyor, benim gözüm kararıyor, "Artık yapamıyorum, öleceğim" diye bağırdığımı hatırlıyorum.. ve Hakan'ın artık odada olmadığını..ve doktorun sezeryan için hazırlığı başlattığını..

Soon kez ıkınıyorum..

Gözlerim karanlık..
Kulağımda sadece uğultular..
Ellerimde uyuşma..
Başımda fena bir ağrı..

Çok uzak bir ses geliyor kulağıma, çok derinden.. "D.. ef..  n...  e B...   eb..  ek  "

Gözlerimi aralıyorum bulanık, puslu, bir karanlık bir aydınlık.. Herkes toplanmış üzerine, kalabalık..rengi mor gibi..

Ağlamıyor !!!!!!!! 

"Neden ağlamıyor" derken ağlıyorum ama o iki kelimem anlaşılmıyor bile..

Çocuk doktoru yanıma geliyor ve "Güzel anne, Defne en az senin kadar güzel ve bir o kadar yorgun bir savaşçı şimdi biz onu dinlenmesi için hazırlarken senin plesanta sürecin başlayacak"

" Geçmiş olsun " 
" Hayırlı olsun "

***

Ne kutsal bir an ki bu doğum ölümün sıcacık kumsalından geçmeye ramak kala bir nefes doğuyor gökyüzüne.. şükürlerin en kıymetlisi sunuluyor o küçücük bedene sığan ömre.. öyle bir an ki bu bir çocuğun ağlamasına sevinilen tek an olarak kayıtlara geçiyor belki de..bir insanın gözlerinden akabilecek en anlamlı yaş süzülüyor yaşanacak güzel günlere..

10. Not: Çok keyifli hamilelik ve doğum masalları dilerim isteyen tüm annelere ve doğacak güzel bebeklere..

Gecenin bir vakti uyanıp izledim Defne' yi..  Usul usul aldığı nefesini, saçlarının güzelliğini, yastığındaki o yüzünün masumiyetini....

Ya Onu Koruyamazsam

Gecenin bir vakti uyanıp izledim Defne' yi.. 
Usul usul aldığı nefesini, saçlarının güzelliğini, yastığındaki o yüzünün masumiyetini.. O çabucak büyümesini.. 

Ansızın bir endişe kaplayıverdi beni.. 

"Ya onu koruyamazsam"


***
Ben : Nefesimin içinde kalsın istiyorum bazen..
Kendim : Abartma lütfen!

Ben : Diyorum ki kalbimin sol kapakçığında saklansın..
Kendim : Daha neler! O kadar korkak mısın !

Ben : Göz bebeklerimin taaa içinde olsun o zaman..
Kendim : Senin bir parçan olamaz her an!

Ben : Onun yerine göreyim, duyayım, dokunayım..
Kendim : İstersen artık bende senin yerine biraz konuşayım!
***

Başladık gece boyu sohbete diğer kendimle, beni hiç anlamadığını düşünüp durdum sohbetin girişinde, beni yargılayamaz dedim hatta laf aramızda biraz da dinlemedim.. 
Çok sinirlendim, sevgimin abartmak olduğunu düşünüyordu, benim bir parçam olmadığını idda ediyordu.. Vakit kaybısın demek geldi içimden, sen git kızımla beni yalnız bırak lütfen !

***
Ah Ben.. Ahhh..

Hadi biraz sakinleş ve dinle beni :)


Sevgili Ben,

Bazen öyle anlar olur ki çıkmaz sokaklar daha çıkmaz, kelimeler daha bir yetmez olur..
ve bazı anlar kendin bile kendi içine sığamaz olursun..

Çok sevmekle çok sahiplenmek öyle ince bir çizgidir ki.. 

İp cambazlığı gerektirir !

Bir kuşun kanadının çekilmesi gibidir o ipte yürümek.. Kanatlarını kıskandığından mı koparırsın yada uçup gitmesinden korktuğundan mı yoksa uçtuğunda ona bir zarar gelecek diye evhamlandığından mı bilemezsin çünkü öyle çok seversin..

Tutamayacağın sözler verirsin hep..

Bir anlık mutluluğu için.. Bir tatlı tebessümü için..

Ama bilemezsin tutmadığın her söz onun verimli toprağına döktüğün tuz ruhudur aslında!

Korumakla saklamak arasında derin bir anlam farkı vardır ama sen unutursun bunu her defasında..

Unutma; 
Saklayarak bir çiçeği güneşten, küstürürsün, gelişemez.. 
Saklayarak bir arıyı polenden, küstürürsün yaşayamaz.. 
Saklayarak bir defneyi her şeyden, küstürürsün, büyüyemez..

Yalnızca koru onu.. Korkmadan koru.. Ürkütmeden koru.. Ama ona olan mesafenle birlikte koru..yani Ben; uzaktan koru.. sen uzak dur ki o da öğrensin her problemin çözüm yolunu!

Şefkatinle koru.. hırsını yenerek!
Hoşgörünle koru.. kendini bilerek!
Şükrünle koru.. isyanının dizginleyerek!

ve sadece sev.. sana ait bir şeymiş gibi sahiplenmeyerek..

                                                                        *** 

Uyudum sonra.. 

Uyandığımda elindeki sütüyle "anneeem uyannn, annemm şşüt biddii" diyerek yanağıma bir kelebek konmuştu :)
Kendimle sohbeti rafa kaldırdım çünkü o nerden bilecekti ki  poposunu ıssıra ıssıra sevmem gereken şu süt kokulu güzelliğin enfesss lezzetini :) :) :)

                                                            Ablayım ben :)                                      Hatalarıyla, kıskan...

Abla Olmak..

                                                           Ablayım ben :)
                                    

Hatalarıyla, kıskançlıklarıyla, suskunluklarıyla bir ablayım..

Çok sevmelerim var benim,

Bir de fazlaca ağlamalarım..

Kardeşin olması ne demek bilirim..

Ama en çok abla olmayı severim ve en çokta 'abla olmayı sevmediğimi' söylerim..

Çok sorumluluk almasam da sanki dünya yükü görevim varmış gibi gelir bana her daim..

Çok kızarım ona..

Çok söylenirim..

Çok sitemlenirim..

Ama öyleee çokta severim kiii..

                                  

Kocaman adam oldu boyuna, posuna, yaşına bakınca ama ben o göz bebeklerini küçük bir bebek gibi severim..

Uzaktan severim..

Öpmeden, koklamadan ve belki de sarılmadan..

Kızdığım anlarda onu hiç özlemem sanırım, ama sadece sanırım !

Çok korkarım.. tenine gelecek bir zarardan, ruhunu zedeleyecek bir olaydan.. 

Ablayım ben ya hani hep doğruyu ben bilmek zorundaymışım gibi bir misyon yüklenirim ama yanıldığımda onun haklılığına da en çok ben sevinirim..

Hiç en iyi, en başarılı olsun diye beklentim olmaz, sadece ona iyi insan olsun, iyi insanlarla karşılaşsın diye dua ederim..

Yanlışım da var mesela benim; Annemi babamı üzmemesi konusunda uyarırım hep .. 
ne büyük gaflet , ne acımasızcadır halbuki.. Çünkü bu hayatta paylaşmaya kıyamadığın anne babanı, o doğduğu anda paylaşmaya başladığın tek kişidir kardeşin ve en az senin kadar o da istemez onlara gelecek ufacık bir zararı.. bunu da bilirim.

Ne saf ve karşılıksız bir sevgidir kardeşini sevmek aslında.. Yeri geldiğinde dostuna düşman olursun onun bir bakışına..

Ufacık hastalığında burnunun ucu sızlar, biraz üzüldüğünde gönlünden bir şeyler kopar..

Ama çok dile getiremezsin..

Hem en güzel hayalleri kurarsın ona dair hem de kabuslar görürsün başına gelebilecek olumsuz her şey için..
                               


Çocukken bebeklerinle evcilik oynamayı bırakıp onunla minik minik arabalar sürmeye başlarsın, okuldan kaçar saklarsın, yaramazlık yapar susarsın, birlikte top oynarsın, çamura batarsın çok küçüktür ya hani alır bir de lavaboda yıkarsın, canı yanar ağlarsın ve her doğum gününde sende onunla yeniden doğarsın..


Ablayım ben.. Canıma "CAN" katan bir kardeşim var benim :) ve bence;

Abla olmak;

Hayata gelmek için aynı seçimi yaptığın kişiyle büyümektir.

Abla olmak;

Ruhunda çocukluğundan taşıdığın izlerin aynısı kişiye sahip olmak demektir.

ve aslında abla olmak;

Ona çok kızıyorum çünkü diye başlayıp ama kıyamıyorum ki diye biten cümleler söylemektir..




Anne olunca ilk neyi anlarsın biliyor musun.. Anneni.. Neler hissettiğini, neler düşündüğünü, nelere endişelendiğini.. Ne ka...

Anne Olunca..


Anne olunca ilk neyi anlarsın biliyor musun..

Anneni..

Neler hissettiğini, neler düşündüğünü, nelere endişelendiğini..

Ne kadar küçük şeylere mutlu olabildiğini..

Ne için ağladığını..

Neresinin ağrıdığını..

Ne çok hayale daldığını..

ve en çok neye umutlandığını..

            ***
Anne olunca ilk kime kızarsın peki..

Annene..

Neden seni böyle yetiştirdiği için..

Neden sana öyle söylediği için..

Neden sana şöyle yaptığı için..

ve söz verirsin hemen "Ben annem gibi anne olmayacağım !"

Çünkü annen yorgundur hep.. çok çalıştığı için. Kendime zaman ayıracağım dersin !
Çünkü annen hastadır hep.. sağlığını ihmal ettiği için.. Kendime çok iyi bakacağım dersin !
Çünkü annen uykusuzdur hep.. senin başında sabahladığı için.. Uykuma dikkat edeceğim dersin !
Çünkü annen ağlamıştır hep.. fedakarlık yaptığı için.. Ben hep güleceğim dersin !

ama gün gelir sen de annen gibi güçlü ama yorgun, hasta ama dirayetli, uykusuz ama ayakta, ağlamış ama güldüren bir anne olursun !

sonra bir ahh çekersin uzun uzun ve dersin ki "inşallah benim çocuğum benim gibi olmaz".. ardına gülümsersin acı bir tebessümle..

            *** 
Anne olunca artık kimi beğenmezsin sen..

Anneni..

Artık o kadar büyük değildir sözünde.. kararları artık o kadar doğru gelmez gözüne..  

ama yine de.. 

her şeye rağmen.. 

ve belki de en çok..

onu seversin bu hayatta.. en çok ona için titrer.. ve en çok onun elini koklaya koklaya öpmek istersin..

          ***
ve bilir misin ki anneme bu kadar düşkün biri olarak ben ve de anne de olmuşken en çok anneler gününü sevmem.. 

çünkü anne kokusu bilmeyen, çünkü anneye özlemi içini yakan, çünkü ağladığında gözyaşı silinmemiş, çünkü düştüğünde onu tutacak bir anne eli değmemiş, çünkü geceler boyu koklaya koklaya sevilmemiş, masalları kendi kendine ezberlemiş çocuklar gelir gözlerime..ve bu acının sızısı yüreğime..

ve ben bilirim ki;

Anne olunca..

Sen,

Annen olduğunu hatırlarsın..
ve annesi olmamak nedir hiç anlamazsın..

                                                                    Anneler günün de annesine dualar edenlere ithafen..